ne zaman sana rastlasam inceden bir hicaz olur ömrüm ; selvi boylum al yazmalım / şerife esen

Tanrı Dağları’ndan Çukurova’ya uzanan o hepimizin ezbere bildiği öykü… 

Cengiz Aytmatov, havaalanında karşılar, Türkiye’den gelenleri.  Uçaktan indiklerinde Kadir İnanır’a doğru koşarak gider, “İlyas” diye sarılır. Filmi henüz izlemeden, onca insanın arasında hayalindeki kahramanı, kimin canlandırdığını bulmuştur. SSCB henüz dağılmadan orada da “Kırmızı Eşarp” olarak çekilmiş ama ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ öyküyü ölümsüzleştirmiştir.

Film 1977 de çekilmiş ancak 1 Kasım 1978’de gösterime girmiştir. Ve gösterime girdiğinde yer yerinden oynamıştır. Tarihinde ilk kez bir başrol oyuncusu, filmin sonunda terk edilir. Türkan Şoray bunu ilk başta kabul etmez. Asya, İlyas’a dönmeli ve mutlu son olmalıdır. Sonunda öyküye sadık kalınır. Filmin vizyona girdiği gün, gökyüzünde gezegenlerin çoğu Akrep’te toplanmıştır. Bu da filmin başlangıcındaki gecikmeyi ve krizleri anlatmamıza girizgâh olur. Türkiye’de çekilen filmin parlaması, ülkemizin Akrep stelyumu ile filmin Güneş, Ay, Venüs, Uranüs, Merkür, Mars gezegenlerinin Akrep burcundaki stelyumunun kavuşum yapması. Akrep vurgusu bize hikâyenin, kahramanlarının içinde barındırdığı dönüşümü vurgular. Haritalarda Güneş ve Mars erkeği anlatır; hikâyenin iki erkek kahramanı İlyas ve Cemşit, bazen gizemli, bazen sezgisel, bazen de krizlerle yeniden doğan ve yaşayanlardır. İlyas, İstanbul’dan hiç tanımadığı bir yere gelip, baraj inşaatında çalışmaya başlamış, çapkın, hayatı yollarda geçmiş, şehirlidir.  Cemşit ise depremde ailesini kaybetmiş, tek başına yaşayan, insanların hayatını kurtarmak için canını tehlikeye atan birisidir. Filmin çekildiği yer bir barajdır, evet. Akrep, stelyumlu bir haritada rahat akış yaptığı Satürn Başak, suyun düzenli akmasını ister, su enerji olarak dönüşür. Bu baraj, Osmaniye il sınırları içinde yer alan Aslantaş baraj inşaatıdır.

Peki, ne saklıdır bu bilginin altında? Filmde bir sahnede antik kent görülür. Hierapolis- Kastabala. Ceyhan Nehrinin kuzeyinde bulunan Hierapolis-Kastabala kutsal merkez olarak kullanılmıştır. Kastabala’nın Tanrıçası Perasia’nın ülkesi çok genişti. Bu ülke kuzeyde Karatepe ve Bahadırlı köyleri güneyde ise kıvrılarak ovada süzülen Ceyhan (antik Pyramos) Nehri bulunur. Amasya’lı Strabon’a göre, Kastabala’ da Artemis Perasia’ nın kutsal tapınağındaki rahibeler, dinsel törenler uyarınca yaptığı uzun danslar sonunda vecde gelirdi, Rufailer örneği kızgın közler üzerinde oynamayı sürdürür ve vecdin zirvesinde elindeki meşaleyle tapınaktan dağa, Ceyhan’ın koyaklarına, ormanlık tepelerine doğru kaçardı. Gene Hellenistik ve Roma İmparatorluk Çağında Perasia şerefine burada kutsal Pan-Hellenik yarışmalar düzenlenirdi. Sikkelerde, kenti temsil eden kule-başlıklı kadın başının önünde, kutsal kentin sahibesi tanrıça Perasia’nın simgeleri olan meşale ve çam ağacı bulunuyordu. Strabon’un sözünü ettiği Kastabala’nın tanrıçası Artemis Perasia Kubaba’dan başkası değildir. Kastabala kült yerinin önceleri sanıldığından çok daha eski olduğu ve tanrıça Kubaba’nın onun sahibi olduğu açığa çıkmıştır. Kubaba, Kybele olarak bildiğimiz Anadolu’nun ana tanrıçasının eski adıdır. Ateşte dans eden rahibeler, vecd içinde ellerindeki meşaleyle ormana, dağa kaçıyorlar. Mars haritayı koç yönüyle değil, akrep yönüyle ortaya çıkarıyor. Bedenlerini yakıp, ruhlarını dönüştürüyorlar. Zümrüd-ü Anka hikâyesi, filmin, öykünün, çekildiği yerin her anına sinmiş.

 Ay ve Venüs haritada kadını dişil enerjiyi anlatır, genel olarak.. Asya, annesi tarafından başka biriyle zorla evlendirilecekken, yolda tanıştığı adamla İlyas’la gider. Asya aşka aşık olmuştur, heyecana. Ama bunu hep içinde yaşamış ve belli etmemiştir. Venüs akrepte ve retro oluşu bunu anlatır, bize. İlk önce, Aldırma Gönül’dür kamyonun yazısı. Sabahattin Ali, Sinop Cezaevinde yazmıştır, bu şiiri. Şairinin de ölümü, hep bilinmez olarak kalacak, bir yolculuk esnasında son bulacaktır, hikâyesi.  Şiir, şairin kendisine tesellisidir, filmin sonunda İlyas’ın tesellisi olacaktır.  Çocukları olmuştur ama krizler baş gösterir, eşi şiddet uygular, aldatılır, terk edilir.  Hayatına aldığı insanlar, yaralıdır, hem kadın hem erkek tarafın. Çünkü Chrion yaralı şifacı, Akrep stelyumuna gerilimli bir açı yapmaktadır. Yolda karşılaştığı adama sığınır, mesela.. Merkür, Ay kavuşumu ise bize iç sesle konuşmayı anlatır. Filmde hep iç sesleri duyarız. Kimse duygularını açıkça ifade etmez ve gizemli kalır, akrep yüzünden. Mars’ın 29 derece Akrep’te olması aşırı öfke ya da pasiflik, cinselliğe düşkünlüğü anlatır. İlyas aşırı öfkeli ve aldatan bir eştir, Cemşit ise pasif kalmış, Asya’yı ve Samet’i olduğu gibi kabullenmiştir. Ve Uranüs ahh, Uranüs… Beklenmeyeni bekleten çılgın gezegenim. Hızlı başlayan hikâye aniden yön değiştirir. Özgürlük arayışı, düzene karşı gelme hem kadın hem de erkek karakterlerde vardır. Asya düzene karşı gelmiş, İlyas’a gitmiş, İlyas İstanbul’dan taşraya gelmiş, hiç tanımadığı bir kültürdeki kızla evlenmiş ama buna alışamayıp düzeni bozmuş. Cemşit ise çocuklu bir kadını başkasını beklediğini bile bile sahiplenip, yaşadığı ortamda düzene karşı gelmiş. Ve Samet, filmdeki erkek çocuk, acaba ondaki gizem neydi? Kötü karakterleri canlandıran aktör Bilal İnci’nin küçük kızıdır, Samet. Bu da Uranüs’ün becerisi bence.  Boğa Chrion’u ile karşıt açı yapan Akrep’teki tüm gezegenler bize şunları da söyler:  Sahip olamama, yetersiz ve fakir hissetme, hep şüphe duyma. İç sesler hep soru sorar: “ Gel, desem benimle gelir mi? Seninim işte alıp götürsene beni!”  İlyas, Asya’ya sevgisine sahip olamamıştır. Asya, sevdiği adama karşı hislerine. Cemşit, sevdiği ve evlendiği kadının gitmesine. Samet ise babasına. 

Başak Satürn’ü, Yay Neptün’ü ile gerilimli açısı da düzen kurmakta zorlanmayı, düzene yabancılaşmayı ve dağılmayı anlatır, bize. Chrion ile Satürn açısı ise bize aslında otorite figürleri tarafından düzen kurmak için hep desteklenildiğini de anlatır, bunu başaramamış olmayı da. Ve kahramanların hepsi aslında bir şekilde kendilerini feda etmişlerdir, tüm bu Akrep toplaşmasına Güney Ay Düğümü Balık’tan rahat bir akış var. Al yazma,  kırmızı kamyon, Samet in salıncağı bile kırmızıya boyanır. Heyecanı, anlatır ve tabi ki; bu tüm haritaya damgasını vuran Akrep in yöneticisi olan Mars’ın işidir,                                                                                                                                                                               Filmin sonundaki cümleyi ezbere biliriz. Akrep Venüs’ü “sevgi neydi” diye sorar, Chrion Boğa’ya, sevgi emekti, der Satürn Başak’la birleşerek. Öykü de bu cümle ve iç konuşmaların çoğu yoktur, Adanalı ünlü senarist Ali Özgentürk tarafından senaryoya eklemiştir.  Tanrı Dağları’ndan Toros Dağları’na uzanan öyküyü Kırgız Kızı Asya,  hafızalarımıza kazınan iç konuşmasıyla tamamlasın:

“Mutluluk neydi; coşkun akan dere, sonbahar rüzgârıyla ürperen yaprak, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı… Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner güneş çıkardı. 

Sevgi neydi; sevgi sahip çıkan dost, sıcak insan eli, insan emeği idi. sevgi iyilikti, sevgi emekti.”

ŞERİFE ESEN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s